top of page

Yalnız Değilsiniz: Terapiye Başlamak İçin "Doğru Zaman" Var mı?

  • psikologiremtozkop
  • 4 Ara 2025
  • 2 dakikada okunur

Hayat, düz bir çizgiden ibaret değildir. Bazen güneşli günlerin tadını çıkarırken, bazen kendimizi beklenmedik fırtınaların ortasında bulabiliriz. Çoğumuz, fiziksel bir ağrımız olduğunda doktora gitmekte tereddüt etmeyiz. Dişimiz ağrıdığında dişçiye, bacağımız kırıldığında ortopediye başvururuz. Peki ya ruhumuz ağrıdığında?

Zihnimiz karmaşıklaştığında veya duygusal yüklerimiz ağırlaştığında neden yardım istemek bu kadar zor gelir?

Bu yazıda, terapi sürecine dair en sık karşılaşılan önyargıları ve bir uzmandan destek almanın hayatınızda neleri değiştirebileceğini konuşacağız.

"Ben Deli Değilim, Sadece Biraz Yorgunum"

Toplumumuzda ne yazık ki hala psikolojik destek almanın sadece "ağır akıl sağlığı sorunları" yaşayanlara özgü olduğuna dair yanlış bir inanış var. Oysa klinik psikoloji, sadece kriz anlarında değil, kişinin kendini keşfetme yolculuğunda da en güçlü araçtır.

Terapiye gitmek için "dayanılmaz bir acı" çekmeyi beklemenize gerek yoktur. Nasıl ki spor salonuna sadece sakatlandığımızda değil, formda kalmak için de gidiyorsak; terapi de ruhsal dayanıklılığımızı artırmak için vardır.

Unutmayın: Yardım istemek bir zayıflık belirtisi değil, kendinize verdiğiniz değerin ve cesaretin en somut kanıtıdır.

Terapiye İhtiyacım Olduğunu Nasıl Anlarım?

Herkesin eşiği farklıdır, ancak aşağıdaki durumları sık sık yaşıyorsanız, bir klinik psikolog ile görüşmek size iyi gelebilir:

  • Sürekli Endişe Hali: Kontrol edemediğiniz kaygılar günlük hayatınızı (iş, okul, ilişkiler) etkilemeye başladıysa.

  • Uyku ve İştah Değişiklikleri: Çok uyumak, hiç uyuyamamak veya ani kilo değişimleri.

  • İlgi Kaybı: Eskiden keyif aldığınız aktivitelerin artık size anlamsız gelmesi.

  • Öfke Patlamaları: Kendinizi tahammülsüz ve sürekli gergin hissetmeniz.

  • Geçmişe Takılıp Kalmak: Belirli bir travmatik olayın etkisinden çıkamamak.

  • İlişki Sorunları: Partnerinizle, ailenizle veya arkadaşlarınızla sürekli aynı döngüsel sorunları yaşamak.

Terapi Odasında Sizi Ne Bekler?

İlk kez terapiye gidecek olanlar için o oda bazen korkutucu bir bilinmezlik olabilir. Ancak bir klinik psikolog ile kuracağınız ilişki, yargılanmadan dinlendiğiniz, güvenli bir alandır.

Bizler size "ne yapmanız gerektiğini" söyleyen kişiler değiliz. Bizler, elinizdeki fenerle kendi iç dünyanızın karanlık odalarını aydınlatmanıza rehberlik eden yol arkadaşlarıyız. Bu süreçte kendi potansiyelinizi fark eder, baş etme mekanizmalarınızı güçlendirir ve olaylara farklı pencerelerden bakmayı öğrenirsiniz.

Kendiniz İçin Bir Adım Atın

"Zamanla geçer" diyerek ertelediğiniz her sorun, sırtınızdaki çantaya eklenen yeni bir taş gibidir. O çantayı taşımak zorunda değilsiniz. Yüklerinizi paylaşmak, onları anlamlandırmak ve hafiflemek mümkün.

Terapiye başlamak için "en doğru zaman" diye bir şey yoktur; doğru zaman, kendinizi hazır hissettiğiniz andır.

Eğer siz de bu satırları okurken "Belki de konuşmanın vakti gelmiştir" diyorsanız, bu sese kulak verin. Kendiniz için yapabileceğiniz en büyük iyilik, ilk adımı atmaktır.

 
 
 

Yorumlar


bottom of page